Die Gaste, SAYI: 13 / Temmuz-Ekim 2010

“‘Akademisyen Toplum Katmanı’, ‘Bilgiçlik’ ve Die Gaste” Başlıklı Die Gaste’nin 11. Sayısı, 13. Sayfasındaki Yazıya
Yanıt


Dr. Hakan AKGÜN





    11. sayınızın 13. Sayfasında yayınlamış olduğunuz “Göçmen Ailelere Ulaşmanın Yöntemleri” başlıklı yazıma göstermiş olduğunuz yoğun tepki beni şaşırttı. Bu yazımda dile getirmek istediğim çeşitli yerel RAA kuruluşlarında yıllardan beri başarıyla uygulanmakta olan bir yöntemi tanıtmaktan ibaretti ve bu yöntem yazımda da vurguladığım gibi çeşitli kuruluşlarca uygulanmakta olan yöntemlerden yalnızca bir tanesidir. Bu tür yöntemlerin başarılı olup olmadığı katılımcı sayısı ve katılımcıların görüş ve değerlendirmelerini göz önüne alan çeşitli kalite kontrolü incelemeleriyle sürekli değerlendirilmekte ve gereken değişiklikler yapılmaktadır. Onun için dışarıdan bakış olarak dile getirmiş olduğunuz ve kısaca “RAA kuruluşları eyalet hükümeti tarafından parasal destek almaktadır ve o nedenle o kuruluşlar o siyasi görüşlerin doğrultusunda çalışma yaparlar” kanısı ne yazık ki genelde yaygın olan bir önyargıdır. RAA kuruluşlarının eyalet hükümetinden parasal destek aldığı doğrudur. Fakat KRV Eyaletinin 27 kentinde çalışma büroları bulunan RAA kuruluşları belediyelerin bünyesinde hizmet veren yerel kuruluşlar olarak çalışmalarını sürdürmektedirler. Onun için bu kentlerde yaşayan göçmen kökenli ailelerin durumları ve sorunları oradaki RAA kuruluşunun yapacağı çalışmalarda ve yöntemlerin belirlenmesinde önemli etmenlerdir. Fakat her şeyden önce bilinmesi gereken şu gerçek ortadadır: 30 sene önce Ruhr Havzasının bir kaç büyük kentinde bir model proje olarak kurulmuş ve daha sonraki yıllarda eyalet hükümetinin desteğiyle düzenli kuruluşlar olarak yapılandırılmış olan RAA’lar kuruluşlarından bu yana örneğin çok dillilik, ana dilin önemi, okul sistemindeki dışlayıcılık ve çok kültürlü öğretim konularını yaygın olan siyasi ve bilimsel karşı görüşlere rağmen sürekli dile getirmiş ve çalışmalarında göz önüne almıştır.
    Bu bağlamda bizim şu anda karşı karşıya olduğumuz sorun RAA kuruluşlarını ve Die Gaste gibi girişimleri karşı karşıya getiren bir sorun değil, tam tersine bu tür girişimlerin güç birliği yapmasını gerektiren bir sorunlar demetidir. Daha açık bir söylemle dile getireyim: Þu anda bizim ne “mesih”lere ne de “tek doğru yöntem benimki”lere gereksinimiz var! Sorunlar o kadar çeşitli ki yine o kadar değişik yöntemlere ve programlara gereksinimimiz var. Bu nedenle yazınızdaki -benim görüşüme göre- her yanlış söylemi tek tek düzeltme isteğimi geri çekiyorum ve olayı daha fazla irdelemek istemiyorum. Ancak böyle yaygın bir tepkiye neden olduğunu sandığım, yazımda sözü geçen bir söyleme açıklık getirmek istiyorum. Ben yazımda bu yöntemle ulaşılmak istenen kitlenin Die Gaste okurları gibi akademisyen kesim olmadığını söylerken amacım, gazetenizin okurlarının her konuda bilgileri yazılı kaynaklardan elde edebilen diğer akademisyenler gibi aslında böyle bir desteğe gereksinimleri olmadığını, bu yöntemin daha çok işçi ve kırsal kökenli ailelere ulaşmayı amaçladığını vurgulamaktı. O nedenle yazımın hiç bir yerinde ne Die Gaste çalışanlarını ne de okur kitlesini hedef almadım. Yine bu bağlamda “bilgiç bir tavırla göçmen ailelere suçlamalarda bulunan kesim”den sözederken de, sizin yanıt yazınızda sözünü ettiğiniz “devlet politikası haline getirilen Alman akademik araştırmaları” yapan göç gerçeklerini gözardı eden bir grup kendini beğenmiş Alman akademisyenlerle onlara alkış tutan bir kaç göçmen kökenli akademisyeni kastettim. Bu yanlış anlaşılmadan dolayı üzgünüm.
    Yanıt yazınızda dile getirdiğiniz “...kuram ile pratik, bilimsel bilgi ile somut gerçeklik karşı karşıya getirilemez.” söylemine katılıyorum ve bu nedenle Türkiye kökenli tutarlı ve duyarlı akademisyen kesime hitap eden Die Gaste ve göçmen kökenli ailelere yönelik pratik hizmetler veren RAA ve benzeri kuruluşların birbirinin karşıtları değil, birbirini tamamlayan yapılanmalar olduğunu bir kez daha vurgulayarak yazımı bitirmek istiyorum.
   
    Dr. Hakan AKGÜN