Die Gaste, SAYI: 4 / Kasım-Aralık 2008

AT/AB’de Türkçe’yi anadili olarak öğrenme hakkı ile ilgili düzenlemeler

Dr. phil. Esin İLERİ




    Motto: “Wissen ist Macht!”
   
    Avrupa Topluluğu (AT) / Avrupa Birliği (AB) kendi üye devletlerinin millî, resmî ve azınlık dillerine uyguladığı eşitlik ve çeşitlilik prensibini “hür ve demokratik hukuk devletleri topluluğu” olarak 3. ülkelerden gelen göçmen işçilerin çocuklarına da uygulamak zorunda olduğunu çok iyi bilmektedir. Onun için AT 1970’lerden beri yasal düzenlemeler ve sözleşmelerle işgücü göçünün sonucu olarak üye devletlerde yaşayan ve okula giden 3. ülke çocuklarının ve gençlerinin kendi anadilini öğrenmesini güven altına almaya çalışmaktadır.
    06.06.1974
yılında imzalanan antlaşmada Avrupa Topluluğu’nun üyesi olan devletlerin (Millî) Eğitim Bakanları aktif iki dilliliği (anadilinde ve yaşanan ülkenin devlet dilinde) eğitim politikasının ana prensibi olarak tanımlamışlardır.1)
    Avrupa Konseyi (Rat der EG) 25.07.1977 tarihinde 3. ülkelerden gelen ve AT’na üye olan devletlerde okula giden çocukların eğitimi ile ilgili bir talimatname (Richtlinie des Rates 77/486/EWG)2) çıkarmış ve üye devletlere anadilinin ve devlet dilinin (toplum dilinin) öğretilmesi için kendi bünyelerinde kurumlar oluşturmalarını önermiştir. Talimatnamenin 4. maddesi AT’na üye devletlerin gerekli önlemleri almasını, 4 yıl içinde talimatnamede öngörülen görevleri yerine getirmesini ve Avrupa Konseyi’ne bu alanda alınan hukukî ve idarî kararları bildirmesini şart koşmaktadır.
    “Gençlik, Kültür, Eğitim, Bilgilendirme ve Spor Kurulu” 30.06.1981’de Avrupa Parlamentosu’na sunduğu raporda, Avrupa Topluluğu’na üye devletlerin gerekli önlemleri çok geç almış olduğunu ve böylece 25.07.1977 talimatnamesinde öngörülen maddelerin uygulanmasını son derece geciktirmiş olduğunu belirtmiştir.3)
    Bu rapora dayanarak Avrupa Parlamentosu 18.09.1981’de aldığı kararla (“Entschließung”) 25. 07.1977 talimatnamesinin temmuz 1981’de yürürlüğe girdiğini üye devletlere bildirmiş ve üye devletleri talimatnamedeki maddeleri yerine getirmeğe çağırmıştır.4)
    Avrupa Topluluğu’nun bütün çabalarına rağmen –Almanya dahil olmak üzere– üye devletler 07.02.1992’de Maastricht Antlaşması imzalanana kadar göçmen çocukların aktif iki dilliliği ile ilgili hiçbir hukukî ve idarî karar almamış ve 1977 talimatnamesinde öngörülen maddeleri kendi millî yasalarına geçirmemişlerdir.
    Maastricht Antlaşması imzalandıktan sonra “Kültür, Gençlik, Eğitim ve Basın-Yayın Kurulu” 03.12.1992’de “Avrupa Parlamentosu”na kültür çeşitliliği ve göçmen çocuklarının okul eğitimindeki sorunları üzerine bir rapor sunmuştur. (“Bericht über kulturelle Vielfalt und die Probleme der schulischen Bildung der Kinder der Einwanderer in der EG”)5)
    Avrupa Parlamentosu’na sunulan raporda, 1977 talimatnamesinde öngörülen anadili dersinin üye devletler tarafından “yasal hak yapılmadığı” tespit edildikten sonra, anadilinin teşvik edilmesifördern”) gerekliliğinin ne tespit edilebileceği, ne de ölçülebileceği üzerinde durulmuştur. Ayni zamanda anadili derslerinin “o ülkelerle beraber çalışılarak” teşvik edilmesinin öngörülmesi de belirsizlik olarak nitelendirilmiştir. Böyle yasal yönden aydınlığa kavuşmamış bir durumda, sorumluluğu her ülkenin diğerinin üstüne atmasının gayet kolay olduğu belirtilmiştir. Onun için anadili dersini verme yetkisinin Avrupa Birliği’ne üye devletlerde olması gerektiği ileri sürülmüştür.6)
    Bunun üzerine Avrupa Parlamentosu (01.11.1993’te Maastricht Antlaşması yürürlüğe girdikten sonra), Avrupa Komisyonu’ndan bazı noktaları incelemesini istemiştir.
    1.- Maastricht Antlaşması’-nın 126. maddesi, göçmen işçilerin çocuklarını da kapsamına alabilir mi, alamaz mı?
    2.- Maastricht Antlaşması çerçevesinde göçmen işçilerin çocukları, AB’ne üye devletlerde verilen anadili dersini yasal hak olarak talep edebilir mi, edemez mi?
    3.- Göçmen işçilerin çocuklarına anadili dersi verecek olan öğretmenlerin anadili hangi dil olmalıdır ve bu öğretmenler nasıl bir eğitim görmelidir?
    4.- Antlaşma yürürlüğe girdikten sonra, bir yıl içinde bu incelemenin sonuçları Avrupa Par-lamentosu’na bildirilmelidir.7)
    Avrupa Komisyonu bu noktaları bir yıl içinde incelemiş ve 25.03.1994’te Avrupa Parlamentosu’na şu raporu sunmuştur.8)
    1.- Göçmen işçilerin çocukları artık anadilini ana-babalarının ülkesine dönmek için öğrenmemektedirler; zira onların geleceği artık yetiştikleri ülkeye yöneliktir.
    2.- Diğer taraftan şimdiye kadar yapılan dilbilimsel araştırmalar, anadilinin, çocuğun kişiliğinin gelişmesinde, düşünme yeteneğinin artmasında ve toplum dilini öğrenmesinde olumlu bir rol oynadığını kanıtlamıştır. Bu bakımdan bilhassa ilkokul yıllarında anadili dersleri çocuğun gelecekteki öğrenme yeteneğini arttıracaktır.
    3.- Avrupa Birliği yabancı dil öğretiminde çeşitlilik prensibinde karar kıldığına göre, kendi ülkelerinde yaşayan 3. ülke çocuklarının anadilini entelektüel bir kaynak olarak görmeli ve bu kaynağı israf etmemelidir.
    4.- Bazı üye devletler anadilini toplum dili ile denkleştirerek (“koordinierend”) öğretmeğe başlamıştır, diğer üye devletler, bir grubun anadilini bütün öğrencilere açmıştır. [Bu üye devletlerden biri Federal Almanya Cumhuriyeti’dir.]
    Bu raporun amacı, ana-babaları 3. ülkelerden, bilhassa Türkiye’den gelen öğrencilerin anadilini zamanla “anadili dersi” olarak müfredat programından tamamen çıkartıp yalnız yabancı dil dersi olarak bütün öğrencilere açmaktır; hem de 2., hattâ 3. yabancı dil olarak (Çince ve Japonca gibi). Alman öğrencilerin Türkçe’yi 2. veya 3. yabancı dil olarak öğrenebilmesi, onlar için olumlu bir gelişimdir, ama Türk kökenli öğrenciler için değil. Çünkü: 2. ve 3. yabancı dil dersleri yalnız “Gymnasium”larda verilir ve Türk kökenli öğrencilerin (ilkokulda anadilleri Türkçe’yi öğrenemedikleri için) yalnız %9’u “Gymnasium”a gidebilmektedir. Diğer taraftan Avrupa Komisyonu 25.03.1994 tarihli raporunda da belirttiği gibi, anadili, ilkokulda öğrenildiği zaman, toplum dilini öğrenmede etkin olabilmektedir, 2. veya 3. yabancı dil olarak öğrenildiği zaman değil! Bu rapor şimdiye kadar birçok ülkede (Avustralya, Kanada, İsveç, Almanya) yapılan dilbilimsel araştırmaların sonuçlarına dayanmaktadır. Sonuç her zaman şudur: iki dilli, yani anadili/aile dili ile devlet dili/toplum dili aynı olmayan yaşam ortamında yetişen bir çocuk ya eğitiminin ilk düzeyinde (ilkokulda, hattâ yuvada) bu iki dili de öğrenir ve okulda başarılı olur, ya da iki dili de yazı dili olarak öğrenemez ve okulda başarılı olamaz.
    Ama madem ki, 3. hattâ 4. kuşak olarak Avrupa’da yaşayan bu öğrenciler ve gençler Avrupa’da kalacaktır, o zaman onlar da AB’nde yaşayan bir etnik grup konumuna gelmiş sayılır ve AB’ne üye devletlerin, onların anadiline de, üye devletlerde yaşayan diğer etnik grupların anadiline (örneğin Dancaya; bkz.: Die Gaste, sayı 3 / Eylül-Ekim 2008’de yayınlanan makalem) tanıdığı eşitlik prensibini uygulaması gerekir.
    Diğer taraftan, AB’nin üye devletler için düzenlediği dil politikasına göre, bir insanın, bir etnik azınlığın kendi anadilini öğrenip öğrenmemesi, yaşanan ve vatandaşı olunan devletin resmî diline bağlı değildir.9) Öyle ise bu raporda AB, üye devletlerin resmî dillerine ve üye devletlerde yaşayan azınlık dillerine tanıdığı “eşitlik prensibini”, Türk kökenli öğrencilerin anadili olan Türkçe’ye de tanıması ve uygulaması gerekir. Bu, Türk kökenli öğrenciler için Türkçe’nin her okul tipinde 1. sınıftan son sınıfa kadar anadili dersi olarak yasal hak olması demektir. Türk azınlığının bu hakkı –hukukî yollara başvurarak– alma zamanı çoktan gelmiştir.
   
     

24.10.2008


     


Dipnotlar:

    1)
Amtsblatt der EG Nr. C 98 vom 20.08.1974, S. 2.
    2)
Amtsblatt der EG Nr. L 199/32 vom 06.08.1977 (77/486/EWG)
    3)
Europäisches Parlament: Sitzungsdokumente 1981-82. Dok. I-329/81 vom 30.06.1981; PE 73.415/endg.
    4)
Amtsblatt der EG. Nr. C 260/128 vom 12.10.1981.
    5)
Europäisches Parlament. Sitzungsdokumente DOC-DE\RR\218439; PE 152.262/endg.
    6)
DOC-DE\RR\218439: Begründung II. 17.1 ve 17.2
    7)
DOC-DE\RR\218439; Entschließungsantrag, madde 5, 6, 7.
    8)
Kommission der EG: KOM (94) 80 endg. vom 25.03.1994.
    9)
Bkz. Eurupean Charter for Regional or Minority Languages. Strasbourg, 05.11.1992; Part III, Art. 8 - Education.